Kayıtlar

afyon lisesi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Japon Eğitim Sisteminin öne çıkan 15 ayırt edici özelliği

Resim
Japonlar akıllı, çok okuyan, dikkatli, pratik insanlar. Bunu Japon kültürüne, geleneklerine ve hatta genetiğe bağlayabilirsiniz. Ancak gözardı etmemeniz gereken bir şey daha var ki o da sıkı Japon eğitim sistemi. Okuduğunuzda çoğunuzun "iyi ki Japonya'da okumamışız " diyeceğinden çok eminiz. 1. Eğitim sistemi çalışkanlık, bireyin kendisini sorgulaması ve düzenli çalışma alışkanlıklarının edinilmesinin gerekliliği üzerine kurulmuştur. Öğrencilerin okul hayatının büyük bir kısmı dolaylı ya da dolaysız olarak ahlaki davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilmesi sürecidir. Okul müfredatları Japon toplumunun ve kültürünün temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır. Aynı zamanda Japon öğrencilerin akademik başarıları uluslar arası standartların çok üzerindedir. Sistemin temel karakteri yüksek okullaşma oranı ve derslere devam “zorunluluğudur”. Önemli bir yere sahip olan özel eğitim kurumları da aynı karakteristik özellikleri taşımaktadır. 2. Japonya’da ulusal büt...

Münakaşa, muhabbeti zedeler!..

Resim
Münakaşa: En az iki kişi arasında meydana gelen,  kuralları olmayan, kontrolsüz fikir tartışmasıdır. Münakaşalarda ısrar ve inat vardır, kişilerin doğrusu kendisinedir, karşısındaki kişi ya da kişilerin fikri iki taraf için de önemli değildir. Geçtiğimiz Perşembe günü merhum Esad Coşan Hocamızın hadis sohbetini izlerken günümüzü ne kadar güzel özetlediğini ve anlattığını gördüm, oldukça da etkilendim. Hocamız, sohbetinin başında naklettiği hadisi şerifi o kadar tatlı, o kadar nezih bir üslupla anlattı ki… Allah ondan razı olsun, Allah rahmet etsin… “Kişi sevdiği bir kardeşiyle münakaşaya girmesin.” Hadisi şerifini okudu, sonra “birbirinizle münakaşaya girmeyin, çünkü münakaşa muhabbetinizi zedeler” dedi. Arkasından, Mehmet Zahid Efendi’nin meşhur “Arkadaşlık pekey (peki, tamam) demekle kaimdir” sözünü hatırlattı. “Hocamız derdi ki; “Bir arkadaş bir arkadaşa hadi gidelim dediği zaman nereye demek olmaz. Nereye demeyeceksin, kalkıp gideceksin, arkadaşlık budur işte…”...

Çocuklarımıza zaman yönetimini öğretelim...

Resim
Şüphesiz her anne baba çocuklarını çok sever zaten çocuklarımızı sevmek, korumak da sevki ilahiden gelen bir görev ve sorumluluk… En büyük sıkıntı, sorun ne biliyor musunuz?.. Bu sevgi ve ilginin istismar edilmesi. 3 yaşındaki bir çocuk bile, bu sevgiyi, koruma duygusunu istismar edip bunları çıkarı (zevki, eğlencesi) için kullanabiliyor. İşte anne ve babalar olarak bizlerin buna izin ve fırsat vermememiz gerekiyor. Çocuklarımız tarafından istismar edilen bu duygularımızın somut sonuçlarının başında çocukların “her zaman her şeyi yapabilirim” isteği oluyor. Hayır, buna izin vermemeliyiz, çocuklarımıza her şeyin bir zamanı olduğu, yapılacak bütün işlerin zamanında yapılması gerektiği, yani “zaman yönetimi”ni mümkün olan en küçük yaşta öğretmeliyiz. Saat 9.30’da yatılması gerekiyorsa bu kural tavizsiz uygulanacak, yatma zamanında yatılacak… Yemek zamanında herkes sofrada olacak. Ders çalışma, ödev yapma zamanında ders çalışılacak, ödevler yapılacak. Televizyon iz...

Şeyh Edebali'nin Osman Beye vasiyeti...

Resim
Oğul, İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın. Ama; Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen, Sabah rüzgârına savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler. Ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı, Atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme. Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz. Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki âlime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene. Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin k...

Çocuk Dahinin Ilk Kitabı… “We Can Do…” “Yapabiliriz…”

Resim
Kendisine “dahi” denmesinden nefret eden Cavalin, 100 sayfalık kitabında konsantre olarak ve sorumluluk alarak diğer gençlerin de kendisinin yaptıklarını başarabileceklerini ileri sürüyor. Başarısının temelinde dehanın değil, sıkı çalışmanın yattığını ifade eden Cavalin, gençlerin sıkı çalışarak ve biraz daha az televizyon seyrederek her şeyi başarabileceğine inanıyor. Jacki Chan filmlerinin hayranı olan Cavalin, haftada sadece 4 saat televizyon seyrettiğini söyledi. Aynı zamanda tüple dalan, dövüş sporlarıyla uğraşan Cavalin, kitabını önce annesi Çinli olduğu için Mandarin dilinde yazmış, daha sonra da kitabını İngilizce’ye çevirmiş.

Medya sizi yanıltmasın!..

Resim
Medya size yalnızca görmenizi istediklerini gösterir!  The media only shows you what they want you to see!

Her öğretmene, kendini sorgulatacak 12 muhteşem eğitim filmi

Resim
Bildiğiniz, gördüğünüz, öğrendiğiniz tecrübelerinizle sabitlediğiniz eğitim ve öğretmenlik kavramlarını unutun, çünkü hepsi hikaye. Eğer muhatap olduğunuz kişinin -bu kişi çocuk da olabilir, genç de- hayatında devrim yapamayan, onun bütün öğrendiklerini anlamsız kılamayan, hayatını ters yüz edemeyen, sorgulamayı, irdelemeyi öğretemeyen -hayatını başka bir şekilde idame ettirme şansı olan- kişi bu mesleği yapmamalı, yapıyorsa da bırakmalı. Bu listemiz, öğretmenliği-eğitimi matematikten, sınavdan, sırada düzgün oturmaktan ibaret görmeyen, öğretmen sınıfa girdiğinde öğrencilerin ayağa kalkmasını saygı olarak addetmeyen dostlarımız için… xxxxxxxxxxxxxxxx Koro / Les Choristes 01-couv_les-choristes Koro, izlenebilecek en etkileyici filmlerden birisi. 2004 Fransa yapımı bir dram. Bir müzik öğretmeninin, sorunlu çocukların hayatını müzikle değiştirmesini anlatıyor. Film, Fransa’nın Oscar’ı sayılan César Ödülleri’ni kazandı. xxxxxxxxxxxxxxxx Yerdeki Yıldızlar / Taare Zameen P...

Dur dinle, hep konuşursan...

Resim
Dur, dinle. Hep konuşursan hiç bir şey duyamazsın. Kızılderili Atasözü

Siz hangi gruptansınız?..

Resim
Dünyada “üç” grup insan var: Bir şeyi yapan ve “küçük” seçilmiş bir grup. Bir şeyin yapılmasını seyreden “büyükçe” bir grup. Ne olup bittiğini bilmeden yaşayan “muazzam” bir kalabalık.. Einstein

Ya Einstein, ya Hitler!..

Resim
Dünya Üstün Yetenekli Çocuklar Konseyi Başkanı Prof. Dr. Wu—Tien Wu : “Üstün Zekalı çocuk, yaşıtlarından farklıdır. O büyüyünce ya Einstein gibi dünyaya faydalı bir bilim adamı, ya da Hitler gibi bir diktatör olur.” diyor…  Wu’ya göre üstün zeka ve yetenekteki çocuğun eğitimi çok önemli. Doğru eğitimle bu çocuklar insanlık tarihine geçecek işler yapabilirler. Yanlış eğitim ise onları dünyanın başına bela edebilir. Üstad Cemil Meriç deli ile dahi arasındaki farkı incecik bir çizgi olarak tarif ederken, eğitimin önemine ne derece dikkat çekmek istiyordu bilinmez ama, Türkiye’de Cumhuriyetten sonra insanlık tarihine geçecek bir isim çıkmamasının nedeni yanlış eğitimden başka bir şey olmasa gerek.  Bugünkü sistemin temelinin akılcılıktan çok ezberciliğe dayanması, üstün yetenekli çocukların mevcut şartlar içinde başarısız olmasına neden oluyor. Devlet daha düne kadar birlikte eğitimde ısrar ederken, son zamanlarda bu politikasından taviz verip “karma eğitim”i denemeye baş...

Üç etkileyici söz...

Resim

Çocuğunuz dahi mi?..

Resim
ÇOCUĞUNUZ ÜSTÜN VEYA ÖZEL YETENEKLİ OLABİLİR… Soruları EVET ya da HAYIR olarak cevaplayınız. 1. Çabuk öğrenir ve kolay hatırlar? 2. Yaşına göre; beden yapısı ve gelişim olarak yaşıtlarından ileridedir.  3. Kelime hazinesi çok geniştir. Bildiği kelimeleri kolaylıkla kullanır. 4. Gözlem ve mantık yürütme yeteneği oldukça gelişmiştir. 5. Arkadaşlarını yaşça kendinden 2-3 yaş ileri olanlardan seçer. 6. Kendisine, çevresindeki insanlara ve yaşanan olaylara karşı çok duyarlıdır. 7. Kendine ait orijinal ilgileri vardır. 8. Soyut fikirlere karşı ilgisi fazladır. (Dinozor, uzay, rakamlar vb). 9. Kendi koyduğu kuralın geçerli olmasını ister. Var olan kuralları sorgular. 10. Sınıf düzeyinin 1-2 yıl üstünde kitapları okumaktan hoşlanır 11. Bulmaca, lâbirent ve numaralarla uğraşmayı sever. 12. Fiziksel ve zihinsel enerji seviyesi yüksektir. 13. Müzik, resim, dans veya drama alanında başarı gösterir. 14. Gelişmiş bir mizah anlayışı vardır. 15. Taş, böcek ve benzerlerini toplamayı ve özellikl...

Hoş görmek mi?.. Boş vermek mi?..

Resim
Hoş görmek ayrı, boşvermek ayrı bir şeydir. Sevgi boşvermek olarak görülmüştür. “Çocuktur yapar…” demek sevgisizliktir. Sevgide boşvermek yoktur. Sevgide hatayı kişiye buldurmak ve düzeltme imkânı vermek vardır. Eğer çocuğun yaptığı yanlış bir davranışı boşverirseniz o davranış süreklilik haline gelir, o davranışı bir daha düzeltme imkânı bulunamayabilir. Veysel Sönmez

İdeal anne-baba tutumu nasıl olmalı?..

Resim
Eğitimin aileden başladığını hepimiz biliriz. (Hatta anne karnından…) Anne ve babanın çocuğa karşı tutum ve davranışları, çocuğun kişiliğini oluşturan, geleceğini etkileyen en önemli faktörlerden birisi. Anne babanın çocuğa karşı tutumu, çocuğun ileride nasıl bir kişi olacağını belirliyor ve onun kişilik, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerinde oldukça etkili oluyor. Uzmanlar, anne ve baba tutumlarını ‘aşırı baskıcı ve otoriter’, ‘dengesiz ve kararsız’, ‘izin verici’ (aşırı hoşgörülü), ‘ilgisiz ve kayıtsız’, ‘aşırı koruyucu ve müdahale edici’, ‘mükemmeliyetçi’ ve ‘demokratik’ olmak üzere yedi bölüme ayırmışlar ve incelemişler. Bu yedi tip anne baba tutumunu uzun uzadıya anlatacak değilim, zaten adlarından da ne anlama geldikleri belli oluyor. Bu yedi tip anne baba tutumunun, yanlış olanlar da dahil her biri “çocuklarını sevmek”ten ileri geliyor. Anne ve babalara “neden çocuğa böyle davranıyorsunuz” diye sorulduğunda büyük oranda “ben onun için, onu sevdiğim iç...

Çocuğumu, sana bazı ilkeler öğreteyim...

Resim
Abdullah ibni Abbas radıyallahu anhümâ anlatıyor: Birgün Hz. Peygamber beni binitinin terkisine almıştı. Bana, (şöyle) dedi: "Çocuğum, sana bazı ilkeler öğreteyim: - Sen Allah´ın buyruklarını gözet, Allah da seni gözetip korusun. Sen Allah´ın rızâsını her işte önde tut; işte o zaman Allah´ı önünde bulursun. - Bir şey isteyeceksen, Allah´tan iste. Yardım dileyeceksen, Allah´tan dile. Şunu iyi bil: - Bütün insanlar toplanıp sana faydalı olmaya çalışsalar, ancak Allah´ın senin için yazdığı faydayı sağlayabilirler. - Bütün insanlar, sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah´ın senin hakkında yazdığı zararı verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz olmuş ve yazdığı yazılar değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir." | Tirmizî, Kıyâmet 59; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/293| [51]

10 yıl sonra Dünya'ya meydan okuyabiliriz...

Resim
Bir makalede okumuştum, İsrail’de üstün zekalı çocukların tespiti ve eğitimiyle ilgili bir makalede… “Bilgi güçtür, beyin güçtür İsrail’de…” diyor yazar. Belki de İsrail gibi hem alan olarak, hem nüfus olarak sınırlı ve küçük bir ülkenin tüm dünyayı yönlendirebilmiş olmasının sebebi de bu. Bütün çocuklar küçük yaşlardan başlayarak belli aralıklarla tanılanıyor (zeka bölümleri tespit ediliyor) bu ülkede. Yüzde 1 dilimine giren üstün zekalı tanımının bir üstü sayılan çocuklar Kudüs’te OFEK isimli dünyaca meşhur dâhiler okulunda (Osmanlı’nın meşhur Enderun Okulları gibi…) profesörlerin de destek verdiği özel bir eğitimden geçiriliyorlar. Sıkı durun!.. Mossad ajanlarının bir çoğu da bu okuldan yetişen çocuklardan seçiliyor. Aynı durum Güney Kore ve Rusya için de geçerli. 50 milyon nüfusa sahip olan Güney Kore’de üstün yetenekli çocuklara yönelik özel eğitim veren eğitim kurumlarında tam 113 bin öğrenci eğitim görüyor. Rusya’da ise Rus liderlerinin büyük kısmı ...

Prof. Dr. Veysel Sönmez Hocamızla yapılan bir söyleşi

Resim
4 yıl boyunca derslerimize giren, tüm heyecanı, bilgi ve birikimini öğrencileriyle (bizlerle) paylaşan, çok değerli Veysel Sönmez hocamızdan 50 dakikalık bir söyleşi. (M.Osman Kurtkan Kapıcıoğlu'na teşekkürler.) 

GÜNDEM, LYS VE BAŞARI DEĞİLSE ZOR…

Resim
Afyonkarahisar’ın LYS’deki sıralaması, başarı durumu her yıl tartışılır, bu yıl da tartışılmaya devam ediliyor. Veliler öğretmenleri ve okulları, yöneticiler öğretmenleri, öğretmenler velileri ve öğrencileri, sendikalar bakanlığı, öğrenciler sistemi, sistem idareyi, idare birilerini vs. bir kısır döngü içinde herkes birbirini suçluyor, istatistiki olarak görülen “başarısız” sonucun suçlusu bulunmaya çalışıyor. Bu konuda kimseyi suçlamak istemem, bu haddim de değil, amacım da değil. Hepimiz aynı geminin içindeyiz; idarecisi, öğretmeni, velisi, öğrencisi; hepimizin amacı başarıyı yakalamak olmalı, eğer durum böyleyse birbirimizi suçlamanın anlamı yok. Kaldı ki, Afyon’daki öğrencilerle başka illerdeki öğrenciler arasında anlamsal oranda bir zeka gelişimi farkı yok. Aynı şekilde, Afyon’da görev yapan öğretmenlerle başka illerde görev yapan öğretmenler arasında da görev bilinci açısından bir fark olduğunu sanmıyorum. Peki sorun nerede o zaman?.. Sebepleri, merhum Nasre...

Akıllı olmak, ama nasıl?..

Resim
Zeki olmanın bir çok yöntemi vardır, fakat insanlar yoğun olarak çalışmaları nedeni ile akıllı olmak için herhangi bir çaba göstermiyor sadece çocuklarımıza "akıllı ol" yani uslu dur anlamında kullanıyoruz. Fakat akıllı olmak bir insanın beyni ile ilgilidir. Bu nedenle beynimize egzersiz yaptırmamız gerekiyor. Örneğin sudoku yada sayı bulmacaları ile bunu çok rahat yapabiliriz, hatta bu yazıyı okurken yada yazarken tekrar bir beyin egzersizi yapıyorsunuz. Akıllı olmanın bir diğer yolu da düzenli uykudur, rahat bir uyku geçiren insan beynini daha dinç hisseder ve beyin fonksiyonlarını daha iyi kullanır buda bizim akıllı düşünmemize yol açar. Akıllı olmanın bir diğer yöntemi ise vücudumuza dikkat etmeliyiz, çünkü insan vücudu tümü olarak birbirine bağlıdır. Fiziksel egzersiz yapmak kan akışını artırmak bile beynimize oksijen ve glikoz oranını değiştirecektir. Fiziksel olarak herhangi birşey yapmamız bile beynimizi daha fazla çalıştıracak ve bizim daha akıllı düşünme...

ÇOCUKLARA "SİZE GÖRE" DİYE SORDUM...

Resim
Zaman zaman, öğrencilerimizin, üstün yetenekli çocuklarımızın dünyaya, ülkeye, Afyon’a, olaylara bakış açılarını merak eder, aynı anda onların da belki ufuklarının açılmasını sağlar düşüncesiyle, bir beyin fırtınası yaptırarak kısa cevaplar alabileceğim sorular sorarım. 9-10 yaş grubu çocuklarımızla yine küçük bir beyin fırtınası yaptık, bu fırtınanın ilginç sonuçlarının bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum… Çocukların yüzde 90’ı aşan büyük bir bölümüne göre dünyamızın en büyük ve çözülmesi gereken en önemli sorunu “küresel ısınma” ya da “ozon tabakasının incelmesi…” Türkiye’nin en önemli sorunu sorusuna ise ağırlıklı olarak verilen ve ortak noktada birleşilen cevaplar göremiyoruz. Ancak öğrencilerin yüzde 20’sini geçen cevapları şöyle sıralayabiliriz; “hava kirliliği, terör, her şeyi dış ülkelerden almak…” “Yaşadığınız şehrin en önemli sorunu nedir?” sorusuna verilen cevaplar ise ağırlık sırasına göre şöyle: “Çevre kirliliği, hava kirliliği, yollar, kavga...