Kayıtlar

Ufka Yolculuk'un bu yılki teması; Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali!..

Resim
“5. Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması” başvuruları başladı “Bu yılki hedef; Türkiye’de 1 milyon başvuru, Afyonkarahisar’da 15 bin başvuru…” Server Gençlik ve Spor Kulübü tarafından uluslararası çapta düzenlenen, Afyonkarahisar ilinde Necat Gençlik ve Spor Kulübü tarafından oluşturulan Yarışma Tertip Heyeti tarafından organizasyonu yapılan “5. Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması” başvuruları başladı. "Yola çıkmak isteyene, yol açık" temasıyla 8 ayrı kategoride düzenlenen “5. Ufka Yolculuk Kültür Yarışması”nın bu yılki konusu Kur’an-ı Kerim meali olacak. Yarışmaya başvurular, 1 Kasım-19 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek. - “Hedef 1 milyon” Türkiye'nin en büyük sivil yarışması olma özelliğini taşıyan, yurt içinden ve dışından binlerce gönüllünün organizasyonuyla desteklenen yarışmaya bu yıl, Türkiye'den ve yurt dışından 7’den 77’ye 1 milyon kişinin başvuru yapması hedefleniyor. - “Ayetlerden sorulacak” Ulusal yarışmacılar, şartn...

Okulun "iklim"i olur mu demeyin!.. Başarıyı o belirliyor...

Resim
Okullar sadece eğitim verilen ‘bina’lardan ibaret değil, kişilikleri, atmosferi olan ortamlar da. Üstelik bu özellikler akademik başarıda önemli bir etkiye sahip. Uzmanlar kurumun ‘karakter ve kalitesi’ olarak özetledikleri okul ikliminin sağlıklı öğrenme ortamlarının kurulmasında önemli rolü olduğunu belirtiyor. Araştırmalar, okul terkinde de düşüş sağladığını gösteriyor. Okul iklimi, eğitim uzmanları tarafından kısaca kurumun ‘karakter ve kalite’si olarak tanımlanıyor. Öğrenci, öğretmen, veli ve okul yöneticileri gibi eğitim paydaşlarının kendi kurumlarını nasıl algıladıkları onu etkiliyor. Öğrencilerin okula karşı aidiyet hisleri, öğretmenlerin mesleki tatminleri ve yaşadığı zorluklar gibi birçok farklı algıyı ölçüyor. TÜBİTAK projesi kapsamında bu konuda araştırması da bulunan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kuzey Kıbrıs Kampusu Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aslı Bugay, tıpkı bireyler gibi okulların da bir kişiliği olduğunu belirtiyor. ...

Onarmak için çıktığı okulun çatısından düşen okul müdürü hayatını kaybetti

Resim
Şanlıurfa'nın Harran ilçesinde onarmak için çıktığı okulun çatısından düşen okul müdürü ve aynı zamanda Eğitim-İş Şanlıurfa Şube Başkanı Ramazan Kocaoğlu 5 günlük yaşam mücadelesini kaybetti. Edinilen bilgiye göre olay, 1 Ocak 2017 Cumartesi günü Şanlıurfa'nın Harran ilçesine bağlı Akkuş kırsal Mahallesinde yaşandı. İddiaya göre hasar gördüğü için su akıtan okulun çatısını onarmaya çalışan okul müdürü Ramazan Kocaoğlu, dengesini kaybederek çatıdan düştü. Hastaneye kaldırılan Kocaoğlu, durumu ağır olduğu gerekçesiyle yoğun bakıma alındı. 5 gün yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Ramazan Kocaoğlu bugün hayatını kaybetti. Aynı zamanda Eğitim-İş Şanlıurfa Şube Başkanı Ramazan Kocaoğlu'nun cenazesinin yarın memleketi Hatay'a götürülerek orada defnedileceği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. Kaynak: Okulun Çatısından Düşen Müdür Hayatını Kaybetti

Uzun ve sağlıklı ömrün 9 sırrı

Resim
Bir zamanlar 'yaş 35, yolun yarısı' diye düşünülse de artık bu durumun değiştiğini belirten Dahiliye Uzmanı Dr. Semiha Ayaydın Kaplan, insan hayatının en önemli yaşının hangisi olduğunu açıkladı ve uzun bir ömrün sağlıklı 9 sırrını açıkladı. İlerleyen yaşınıza yatırım yapmak istiyorsanız bu 9 kurala uymalısınız. Sağlıklı ve uzun bir ömrün sırlarını paylaşan Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Dahiliye Uzmanı Dr. Semiha Ayaydın Kaplan, özellikle son yıllarda sağlıklı beslenme, spor ve tıp alanındaki gelişmelerin insan ömrünün uzamasında etkili olduğuna değinerek, 40 yaşın insan hayatında daha önemli bir dönüm noktası haline geldiğini kaydetti. Dr. Kaplan, sağlıklı uzun bir ömür geçirmek için bazı tavsiyelerde bulundu. Kaplan, ileri yaşlara yatırım için şimdiden kolları sıvamak gerektiğini vurgulayarak, uzun ve sağlıklı bir yaşam hedefleyenlere şu önerilerde bulundu; 1. Zihin egzersizi yapın! Dikkat, odaklanma ve beyin sağılığımızı korumak adına yoga ve medi...

Japon Eğitim Sisteminin öne çıkan 15 ayırt edici özelliği

Resim
Japonlar akıllı, çok okuyan, dikkatli, pratik insanlar. Bunu Japon kültürüne, geleneklerine ve hatta genetiğe bağlayabilirsiniz. Ancak gözardı etmemeniz gereken bir şey daha var ki o da sıkı Japon eğitim sistemi. Okuduğunuzda çoğunuzun "iyi ki Japonya'da okumamışız " diyeceğinden çok eminiz. 1. Eğitim sistemi çalışkanlık, bireyin kendisini sorgulaması ve düzenli çalışma alışkanlıklarının edinilmesinin gerekliliği üzerine kurulmuştur. Öğrencilerin okul hayatının büyük bir kısmı dolaylı ya da dolaysız olarak ahlaki davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilmesi sürecidir. Okul müfredatları Japon toplumunun ve kültürünün temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır. Aynı zamanda Japon öğrencilerin akademik başarıları uluslar arası standartların çok üzerindedir. Sistemin temel karakteri yüksek okullaşma oranı ve derslere devam “zorunluluğudur”. Önemli bir yere sahip olan özel eğitim kurumları da aynı karakteristik özellikleri taşımaktadır. 2. Japonya’da ulusal büt...

Münakaşa, muhabbeti zedeler!..

Resim
Münakaşa: En az iki kişi arasında meydana gelen,  kuralları olmayan, kontrolsüz fikir tartışmasıdır. Münakaşalarda ısrar ve inat vardır, kişilerin doğrusu kendisinedir, karşısındaki kişi ya da kişilerin fikri iki taraf için de önemli değildir. Geçtiğimiz Perşembe günü merhum Esad Coşan Hocamızın hadis sohbetini izlerken günümüzü ne kadar güzel özetlediğini ve anlattığını gördüm, oldukça da etkilendim. Hocamız, sohbetinin başında naklettiği hadisi şerifi o kadar tatlı, o kadar nezih bir üslupla anlattı ki… Allah ondan razı olsun, Allah rahmet etsin… “Kişi sevdiği bir kardeşiyle münakaşaya girmesin.” Hadisi şerifini okudu, sonra “birbirinizle münakaşaya girmeyin, çünkü münakaşa muhabbetinizi zedeler” dedi. Arkasından, Mehmet Zahid Efendi’nin meşhur “Arkadaşlık pekey (peki, tamam) demekle kaimdir” sözünü hatırlattı. “Hocamız derdi ki; “Bir arkadaş bir arkadaşa hadi gidelim dediği zaman nereye demek olmaz. Nereye demeyeceksin, kalkıp gideceksin, arkadaşlık budur işte…”...

Çocuklarımıza zaman yönetimini öğretelim...

Resim
Şüphesiz her anne baba çocuklarını çok sever zaten çocuklarımızı sevmek, korumak da sevki ilahiden gelen bir görev ve sorumluluk… En büyük sıkıntı, sorun ne biliyor musunuz?.. Bu sevgi ve ilginin istismar edilmesi. 3 yaşındaki bir çocuk bile, bu sevgiyi, koruma duygusunu istismar edip bunları çıkarı (zevki, eğlencesi) için kullanabiliyor. İşte anne ve babalar olarak bizlerin buna izin ve fırsat vermememiz gerekiyor. Çocuklarımız tarafından istismar edilen bu duygularımızın somut sonuçlarının başında çocukların “her zaman her şeyi yapabilirim” isteği oluyor. Hayır, buna izin vermemeliyiz, çocuklarımıza her şeyin bir zamanı olduğu, yapılacak bütün işlerin zamanında yapılması gerektiği, yani “zaman yönetimi”ni mümkün olan en küçük yaşta öğretmeliyiz. Saat 9.30’da yatılması gerekiyorsa bu kural tavizsiz uygulanacak, yatma zamanında yatılacak… Yemek zamanında herkes sofrada olacak. Ders çalışma, ödev yapma zamanında ders çalışılacak, ödevler yapılacak. Televizyon iz...