Her çocuk yeteneklidir...

Her çocuk yeteneklidir, önemli olan onu keşfetmektir

Günümüz araştırmalarının ulaştığı sonuç tek bir zekâ türünün olmadığı, çeşitli zekâ türlerinin bulunduğudur. Çocuklarda farklı zekâ türleri olduğunu bilmek ve bu zekâ türlerini kullanabilecekleri, zengin öğrenme ortamları sağlayarak, onları sahip oldukları bu zekâ türlerine göre gelişimlerine fırsatlar tanımak gerekir.

İnsanın zihinsel kapasitesini anlamak, onun yetenek ve kabiliyetlerini keşfetmek için yüzyılladır çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların özünde, bir kişiye sorulan sorulara o kişinin “en hızlı” ve “mantıklı” cevap verebilmesi ile zekâ arasında bir bağlantının olduğu ileri sürülmüştür. Özellikle eğitim kurumları, yüzyılladır “üstün zekâlı” çocukların peşinde gitmeye çalışmış ve o çocukları keşfedip kabiliyetlerini geliştirmek için uğraş vermişlerdir.
İnsan beyninin işleyişine dair bu meraklar, bilimsel çalışmaları da beraberinde getirmiş, 1908 yılında Fransız Psikolog Alfred Binet tarafından insan zekâsının ölçülmesine ait bir test geliştirilmiştir. Kısa adı IQ testi olan (Intelligence Quotient = Zekâ Derecesi) bu testin amacı kişilere sorulan soruların karşılığında verdiği cevaplarla o kişinin zekâ katsayısını ölçmekti.
Ancak zaman içinde kişilere sorulan soruların herkeste aynı sonucu vermeyeceği, kişinin yaşam öyküsü, kültürel geçmişi, yaşam tarzının bu sorulara verdiği cevapları oldukça etkilediği ortaya çıkmıştır. Bu yanılsamalar nedeniyle günümüze kadar defalarca yenilenmek zorunda kalan IQ ölçümü yine de ne tam anlamı ile bilim çevrelerince kabul görmüş, ne de tamamen vazgeçilebilmiştir.
1983 yılında Amerikalı Psikolog Howard Gardner insanın tek bir zekâsının olmadığı, birbirinden bağımsız birçok zekâsının olduğu tezini ortaya atarak standart IQ ölçümlerini ve teorilerinin zayıflığını ortaya koymuştur. Gardner, zekânın herhangi bir ölçüm aracıyla ölçülemeyeceğini, kişinin yaşadığı doğal çevrede insan zekâsının ortaya çıkacağını savunur. Bu teorinin ortaya atılmasıyla birlikte insan zekâsı, yetenek ve kabiliyetlerine dair yüzyıldır iddia edilen bütün teoriler ciddi olarak sarsılmış, IQ ölçüm sistemi ciddi eleştiri konusu olmuştur.
Klasik IQ hesapları yapan psikologlara göre zekânın durağan olduğu kabul ediliyor, insan zekâsının sabit olduğu ve öylece kaldığı iddia ediliyordu. Hâlbuki Gardner’le birlikte ortaya çıkan yeni bakış açısına göre insan zekâsının her an gelişmeye müsait ve her değerlendirmede farklı sonuçlar çıkabilir olduğu gözlemlenmiştir. Bu gerçekten yola çıkarak da günümüzde çocukların zekâlarını artıracak, yetenek ve kabiliyetlerini geliştirecek birtakım materyaller, gereçler ve etkinlikler planlanmıştır. Daha önceden, üstün zekâlı ve yetenekli bir çocuğu keşfetmek oldukça önemliyken, artık biliniyor ki her bir çocuk üstün yeteneklerle donanmıştır, ancak o yeteneklerin ortaya çıkması için uygun zemin gerekmektedir.

Herkes üstün
Daha önceden insan zekâsı kişilerin zekâsını anlamak ve insanları belli sıralamalara koymak için kullanılırken, yeni bakış açısına göre böylesi bir yöntem ancak insana bir hakaret olarak kabul edildi. Hiçbir insanın zekâsının bir başkasından üstün olduğu gerekçesiyle sıralamaya konulmaması, ayrıcalığa tabi tutulmasının ahlaki olmayacağı tezi üzerinde duruldu.
Çoklu zekâ kuramı, insanların farklı alanlardaki kabiliyetlerinin önünü açmak gerektiğini ortaya koydu. Bu anlayışla kurulan doğru ev/okul ortamlarında öğrencinin baskın zekâsından yararlanarak diğer zekâ türlerinin gelişimini amaçlamak gerekir. Hatta bu yöntemle belli bir sürecin sonunda bu zekâlar öyle uyumlu çalışmaya başlar ki tek bir zekâ görüntüsü verir. Buna göre bir öğrencinin örneğin sanat veya müzik zekâsı baskın değilse belki ileride ressam ya da müzisyen olamaz ama “beğeni ve zevk alma düzeyi gelişir.”
Ancak burada önemli olan ayrıntı şudur ki; çocuğun bu yeteneklerini ortaya koyabilmesi için güven içinde oluşmuş uygun bir yaşam alanı gerekir. Konuşturulmayan, soru sormasına fırsat verilmeyen ve yaptıkları sürekli eleştirilen, hep yanlışları aranan ama doğru davranışlar hem sohbet hem de model olarak sunulmayan çocukların kişilik zekâlarını geliştirecek deneyimler söndürülmüş olur.
 Bütün bu gelişmeler ışında bakıldığında çocukların IQ’sunun yüksek olmasını beklemek yerine çocuklarda farklı zekâ türleri olduğunu bilmek ve bu zekâ türlerini kullanabilecekleri, zengin öğrenme ortamları sağlayarak, onları sahip oldukları bu zekâ türlerine göre gelişimlerine fırsatlar tanımak gerekir.

İnsan zekâsı ve yetenekleri nasıl anlaşılır?

Dilsel veya Sözel Zekâ (Hitabet ve Yazı Yeteneği)
Dilsel veya sözel yetenekli çocuklar şu şekilde anlaşılır:
     Kelime oyunlarını sever.
     Hikâye, masal, fıkra dinlemek ve anlatmaktan hoşlanır.
     Sözel olarak kendini ustaca ifade edip iletişim kurar.
     Yaşına göre oldukça iyi kelime hazinesi vardır.
     Söylenenleri ve dinlediklerini unutmaz, iyi bir hafızası vardır.
     Okuma yazmaya ve kitaplara ilgi duyar.

Dilsel veya sözel yeteneğe sahip çocuklar için şu çalışmalar yapılmalıdır:
     Günlük yazmaya teşvik edin.
      Düşündüklerini yazıya dökmesine yardım edin.
       Bir dergi ya da gazeteye abone olmasını sağlayın.
       Mutlaka gittiği yerler hakkında yazmasını destekleyin.
       Gezilerde mutlaka kart yazıp göndersin.
       Dersle ilgili sorular hazırlasın.
       Anlattıklarını eleştirmeden dinleyin, düzeltmeleri sözü bittikten sonra yapın.
   Hikâye, fıkra, masal, film anlatmasına fırsat tanıyın, iyi bir dinleyici olun.
    En az haftada bir gün, uygun bir saati okuma saati olarak belirleyin.
      Hikâye tamamlamalar, yeni öğrenilmiş sözcüklerle cümle kurma oyunları oynatın.
  
Matematiksel Zekâ (Muhasebe Yeteneği)
Matematiksel zekâlı ve yetenekli çocuklar şu şekilde anlaşılır:
    Beyni zorlayıcı yap-bozları (puzzle) sever.
   Strateji oyunlarını sever.
   Nesnelerin nasıl çalıştığını merak eder, sorular sorar.
   Nesneleri birebir eşler.
   Hızlı bir şekilde zihinsel hesaplamalar yapar.
   Matematiksel aktiviteleri sever.
   Yüksek düşünme becerileri kullanır.
   Neden-sonuç ilişkisi kurar.

Matematiksel zekâya sahip çocuklar için şu çalışmalar yapılmalıdır:
•   Pratik yaptırın.
      Güncel yaşamla eşleştirmeler yaptırın.
      Problem hazırlatın.
      İlişkilendirmeler yaptırın.
      Sayılara dayalı oyunlar oynatın.
      İki nesne arasındaki ilişkiyi buldurun.
      Tahminde bulundurun.
      Beyin fırtınası yaptırın.
      Olayları sıraya koydurun.
      Grafik hazırlatın.
      Soru bankası oluşturtun.
      Bütçe hazırlatın.
      Cevaplara soru oluşturtun.

Görsel Zekâ (Resim Yeteneği)
Görsel zekâlı ve yetenekli çocuklar şu şekilde anlaşılır:
     Dizi oluşturan yap-bozları ve bulmacaları sever.
     Kâğıt üzerinde karalamalar yapar.
     Şemalarla anlatmayı sever.
     Okurken kitapların yazılarından çok resimlerine odaklanır.
     Görsel sunuşları sever.
     Sanat çalışmalarından çok keyif alır.
     Arkadaşlarına göre daha çok hayal kurar.
     Hayalindeki resimleri çok güzel anlatır.
     Tablo, harita, diyagramları kolaylıkla okur.
     Adresleri mükemmel tarif eder, kolaylıkla bulur.

Görsel zekâya sahip çocuklar için şu çalışmalar yapılmalıdır:
       Boyama ve resimler yapabileceği ortam hazırlayın.
       Resim, heykel, seramik sergilerine gitmesine imkân sağlayın.
      Kamera ve fotoğraf makinesi kullandırın.
      Hayal kurmasını sağlayın.
      Artık maddeleri biriktirip, yeni ürünler yaptırın.
      Yolculuklarda ve derslerde harita kullanmasını sağlayın.
      Adres bulmak için kroki çizmesini isteyin.
      Motif yapma, işleme, boyama yapma ortamı oluşturun.
      Konunun resmini yaptırın.
       İki boyutlu ve üç boyutlu çizmesini isteyin.
      Resim anlattırın.


Bedensel Zekâ (Spor Yeteneği)
Bedensel zekâlı ve yetenekli çocuklar şu şekilde anlaşılır:
     Uzun zaman yerinde oturamaz. Oturmak zorunda kalırsa elleri, ayakları, saçları ile oynar.
     Nesneleri parçalayıp bütünleştirmeyi sever.
     Yeni ve tanımadığı nesnelere mutlaka dokunur.
     Koşmayı, atlamayı, tırmanmayı, güreşmeyi sever.
     Kendini teatral olarak ifade eder.
     Parmak boya, hamur, çamur ve su ile oynamayı sever.
     Bir veya daha çok sporla uğraşır.

Bedensel zekâya sahip çocuklar için şu çalışmalar yapılmalıdır:
     Boya ve hamur çalışmalarını destekleyin.
    Anlatımlarını jest, mimik ve beden dilini kullanarak ifade edebilecekleri ortamlar oluşturun.
     Bedenlerini kullanabilecekleri sessiz sinema türündeki oyunlar oynatın.
     Spor ve dansa yönlendirin.

Ritmik Zekâ (Müzik Yeteneği)
Ritmik zekâlı ve yetenekli çocuklar şu şekilde anlaşılır:
     Ritmik olarak konuşur veya ritmik hareket eder.
     Çevresindeki seslere karşı çok duyarlıdır.
     Müziğe eşlik eder.
     Çalışırken tempo tutar.
     Melodileri kolayca hatırlar.
     Nota bilmese de sesleri tanır.
     Öğrendiği şarkıları usulüne uygun seslendirir.
     Enstrüman çalar. Koroda çalışmaya heveslidir.

Ritmik zekâya sahip çocuklar için şu çalışmalar yapılmalıdır:
     Müziksel ritmik etkinliklerden yararlanın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İnanması güç ama gerçek! 256 yıl yaşayan adam…

İdeal anne-baba tutumu nasıl olmalı?..